gezenayaklar-ust-banner-

Barselona Barselona.. Hemen herkesin aklına Woody Allen’ın enfes filmi gelecek.. İhtiras, hayal kırıklığı, aşk, öfke, sanat, tutku, güzellik ve filmde olan her hissi şehrin her sokağında bulabilirsiniz. Woody Allen’ın her filmi kuşkusuz güzeldir, peki ya Barcelona.. Filmin o efsane şarkısını kulaklarınızda hissedin ve gezmeye başlayın Barselona’yı..

Barselona’ya Eylül ayında gidin, hatta bizim gibi yapın,  La Merce festivalinin hangi tarihe denk geldiğine bakın ve buna göre tatil hazırlıklarınızı yapın. Bu sene mükemmel bir tesadüf oldu, bizim bayram tatilimizle çakıştı. La Merce (Merce Bakiresi) Katalanlar’ın ana festivali. Gece gökyüzü havaifişeklerle aydınlatılıyor, şehrin beş ana meydanında konserler ve dans gösterileri düzenleniyor, tören alaylarında gegantlar ( katılımcıların taşıdığı devasal ahşap figürler) sokakları dolduruyor. Sabaha kadar eğlencenin olduğu günlere denk gelmek sahiden bulunmaz fırsat.

IMG_20150925_001333

 

Barselona’da yaşayan halk Katalanlar. Şehrin ünlü tarihi kişileri, mimarisinin geneli, kültürü ve dolayısıyla da  yemekleri hep Katalanlar’a ait. İspanya’da yirmiye yakın özerk yönetim var ve içlerinde en milliyetçi olanı Katalonya. Diktatör Franco döneminde kendi dillerini dahi konuşmaları yasaklanmış. Günümüzde Barselona’lı birine nereli olduğunu sorduğunuzda asla İspanyol olduğunu söylemez, Katalan’ım der ve şehrin genelinde de İspanyolca değil Katalanca konuşulur. Kültürleri ve tarihleri çok zengin. dolayısıyla şehirde gezilmesi gereken yerler ve keyif alanları da o kadar çok ki.. Bize beş gün yetmedi maalesef. Ama çok sistematik bir gezi planı yaparak öncelikli yerlerin hepsini görebildik. Ve yine Gezenayaklar’dan dev bir hizmet ile sizle paylaşmak istedik..

Adettendir, gittiğiniz yerlerdeki bazı cadde ve meydanları bizdeki ile benzetiriz. Bizim İstiklal Caddemizi düşünün, işte onların da La Rambla’sı var.. La Rambla caddesi hareketli, renkli, gece ve gündüz turistlerin ilgi odağı olan yer. La Rambla, ortasında yürüyüş yolunun bulunduğu, sağından ve solundan trafiğin aktığı, onların yanında tekrar kaldırım ile tamamlanmış bütünlüğe denir. Bu nedenle Barselona’da bir çok Rambla bulur. Ya da her mahallenin kendi Rambla’sı mevcuttur. Ama biz şimdi ilk günkü duraklarımız için La Rambla’yı baz alalım. Birinci günü Gotik Mahallesi ve El Raval bölgesine ayıralım. La Rambla’nın üst kısmından ya da başından aşağı doğru yürüdüğünüzde sol tarafınızda Barrio Gotico bulunur. Yani Barselona’nın meşhur Gotik Mahallesi. Sağ tarafında ise El Raval bölgesi bulunur. Yani varoş.

Barselona, bir zamanlar taş surların çevrelediği Barcino isimli küçük bir Roma kentiydi. Şehir sonrasında art arda inşa edilen binalarla genişledi. Avrupa ülkelerinde sıklıkla gördüğümüz iyi korunmuş yapılar, tarihi mirasına sahip çıkan halk anlayışı ile ortaçağdan kalma meydanları ve etkileyici dar sokakları ile bugün gotik semti gezebiliyoruz. Başta harita ile çok mücadele ettik ama sonra bu kısmı gezmenin en iyi yolunun eski sokak lambaları ile dolu bu dar sokaklarda kaybolmak, meydanlarında oturup soluklanmak olduğunu keşfettik. Bu arada Barselona’nın bir Gaudi harikası olduğunu duymuşsunuzdur muhakkak, bu sokaklardaki lambaların da tasarımcısı yine Antoni Gaudi.

Barrio’nun kalbi kentin dinsel merkezi olan Barselona Katedrali ve çevresinde bulunan aynı döneme ait binalardır. Katedralin sol tarafında uzanan sokakta Museu Frederic Mares müzesini göreceksiniz. Bu binanın iç kısmındaki terasta bir kahve molası verebilirsiniz. Barri Gotic’in doğusuna içinde El Born’un da olduğu La Libera semtine doğru ilerlemeniz gerekecek. Buralarda görmeniz gerekenler; Museu Picasso, Palau de la Musica Catalana, Plaça de Sant Jaume, Plaça Reial, Conjunt Monumental de la Plaça del Rei, Museu de Historia Barcelona..

Plaça Sant Jaume yanında Yahudi mahallesi ve eski bir sinagog var. Bu caddenin ismi Carrer de Sant Domenec del Call ve burada dar bir sokak boyunca ilerlediğinizde sağınızda Chai Chai adlı yüzlerce çeşit çay alternatifinin olduğu kafeyi göreceksiniz. Biz sıcakta çay molası vermek istemedik ama çay severler için çok tavsiye edilen bir mekan.

11951939_10153003905747191_7715178720396041285_n 12019754_10153003906082191_7008942729549019694_n

Barrio-Gótico

 

Gotik semtten çıkıp La Rambla’ya geri döndüğünüzde Mercat Sant Josep ya da Mercat de la Boqueria’yı göreceksiniz. Barselona’nın hemen her yerinde böyle pazarlar bulabilirsiniz ama burası en iyisi. Sadece meyve sebze çeşitleri yok burada, tapas ve paella da bulabilirsiniz. Benim pazar merakım olduğu için buraya da uğradım. İçeride turist akını var ve herkes için alternatif yemek mekanı bu pazarlar. Daha önce karşılaşmadığınız tropik meyveleri de burada tadabiliyorsunuz.

La Rambla yolu boyunca aşağı doğru ilerlerseniz cadde sizi Colomb heykeline çıkaracak. Burada liman ve meşhur alışveriş merkezi Maremagnum var. Maremagnum’un aynalı dış cephesinde fotograf çektirmeyeni dövüyorlar, haberiniz olsun.

Sahil oyunca ilerlerseniz Barceloneta plajına ulaşırsınız. Çok yürüdünüz ve biraz denize girip kumsalda Sangria içmek herkesin hakkı. Barcelona böyle süprizlerle dolu bir yer. İçinizde mayonuz hazır olsun, Akdeniz sizi bekliyor.

IMG_20150925_213621

La Rambla’nın iniş tarafında sağında kalan bölüm ise El Raval bölgesidir. Bir zamanlar Avrupa’nın en kötü şöhretli genelevlerinin bulunduğu binalar, altlarında Asya’lı bakkallar, nispeten dumanaltı barlar ve sanat galerilerinin bulunduğu bu bölgede çok sayıda Türk restoran ve dükkanı da görebilirsiniz. Biraz bizim Tarlabaşı’nı andırabilir size.. Kentsel dönüşüm ile birlikte La Rambla del Raval olarak yayalara ayrılmış geniş bir caddeye de sahip olmuş. Burada görmeniz gereken Museu D’art Contemporani beyaz rekli modern binası ile köhne evlerle sırt sırta..

Yemek için bu bölge bize pek cazip gelmedi ama La Rambla’da rahatlıkla yiyebilirsiniz. Biz bol bol bira içip tapas yedik. Tapa Tapa, Taller de Tapas gibi zincirleri sıklıkla görebilirsiniz. Açıkçası Taller çok da övüldüğü gibi gelmedi bana, porsiyonları sahiden çok küçük. Patapas ta çok uygun fiyata deliler gibi yedik. Genellikle fiyatlar aynı civarda kişi başı 15 Euroya çıkabiliyorsunuz, Taller de ise minimum fiyat 20 eurolara denk geliyor. Tapa Madre de önereceğim uygun fiyatlı ve güzel tapas mekanlarından. Biz otelimizin de çok yakınında olduğu için en çok Tapa Tapa’yı tercih ettik. Bu arada tapas, küçük tabaklarda servis edilen ve ortaya paylaşmak için gelen İspanyol lezzetleri yani bizim mezelerimiz gibi. Birayla en iyi gidenleri patatas bravas (küp patates kızartması) , calamares a la romana (kalamar kızartma), pescadito frito (kızarmış küçük balık), trio de mini hamburgueses, pimientos del padron ( kızarmış yeşil biber)..

Barselona’daysanız bir de paella yemeniz gerek. Paella İspanyol usülü bir çeşit pilav. Rengini safrandan ve içindeki malzemelerden alıyor. Makbulü aslında deniz ürünlü olanı ama benim içinde o kadar çok deniz böceği olan bir şeyi yiyebilmem mümkün değil. Bu nedenle Kırmızı etlisinden yedim. Paellayı İtalyanların risottosuna Türklerin iç pilavına benzetebiliriz. milliyetçiliği hiç ama hiç sevmem ama benim damak tadıma en uygun olanı bizimkisi. İtalya’da da  risotta yedim, İsanya’da da paella yedim ama bizim pilavımızın her şekili ve tadının güzelliği hepsini ağlatır.

Paella Valensiya kökenli bir yemek. Eskiden şatolardan arta kalan yemekler fakirlere dağıtılırmış, onlar da hepsini gelişi güzel birleştirerek paellayı keşfetmişler. En tanınmış olanı Valensiya usulü paella. içine tavuk, salyangoz, tavşan hepsi konuyor yani ben bunu da asla yiyemem. İçine konan her şey ayrı ayrı pişiriliyor ve pirinçler de bunların pişme suyuna konarak pişiriliyor. Tadı bu nedenle biraz ağır oluyor ama bunun da yolunu limon sıkarak bulmuşlar. Paellalar piştikleri tavalarda servis ediliyor. Midye kabuklu, istakozlu ve karidesli versiyonlarını en keyifle yiyeceğiniz yer Barcelonetta plajına yakın deniz ürünleri restoranlarındadır. Fiyatlar ortalama 10-15 Euro arasında. Pazarlarda ise yaklaşık 8-9 euroya alıp paket yaptırabilirsiniz ya da orada yiyebilirsiniz. Deniz mahsülü seven sevgili eşimle gidip memnun kaldığımız mekanlardan birisi de Catalunya meydanında bulunan Cerdeceria.

12039303_10153002617752191_2505971246378076352_n IMG_20151001_221443 IMG_20151015_151858 cerdeceria4

İkinci gününüzü Gaudi turuna ayırabilirsiniz. Gracia’nın bohem köşelerinden geçerek önce Sagrada Familia sonra Park Güell’e uzanan yolculuğunuz Diagonal’de sona erebilir.

{"from":"other","tools_used":{"crop":0,"free_crop":0,"shape_crop":0,"selection":0,"clone":0,"motion":0,"stretch":0,"curves":0,"adjust":0,"enhance":0,"resize":0,"flip_rotate":0},"total_effects_time":16783,"total_editor_time":5115,"total_drawing_time":0,"total_effects_actions":2,"effects_applied":1,"total_editor_actions":{"frame":0,"mask":0,"sticker":0,"clipart":0,"lensflare":0,"callout":0,"border":0,"text":0,"shape_mask":0},"draw":{"layers_used":0,"total_draw_actions":0},"uid":"140fb11d-335d-457e-9454-a365f7b9c957","photos_added":0}

Sagrada Familia’yı görmek muhteşem bir deneyim. Gaudi 1926 yılında öldüğünde, bu kilisenin sadece bir kısı tamamlanmıştı ve mimarlar, heykeltraşlar günümüzde hala kiliseyi bitirmeye çalışıyor. Meşhur bitmeyen kilisenin 2030 yılında tamamlanması planlanıyor ve biz dünyanın 8. harikasını yapımı aşamasında görmüş olan şanslı insanlardanız.

Gaudi, 19. yüzyılda Modernista akımının önde gelen sanatçılarından ve Barcelona’nın ünlü mimarı. Koyu bir katolik ve Katalan milliyetçisi olan Gaudinin hayatının büyük bölümü mimari vizyonu uğruna yalnız geçmiş. Modernista akımının özelliği olan doğa Gaudi’nin tüm eserlerinin süslü motiflerinde bulunuyor. Sagrada Familia, La Pedrera, Parc Güell, Casa Batillo mutlaka görmeniz gereken eserlerinden.

Park Güell, Güell ailesinin soyluluk göstergesi olarak yaptırılmış. O nasıl soyluluk sahiden aklınız almıyor, bizim parklarla kıyaslanacak gibi değil, bizim orman dediğimiz alanlar gibi düşünün. Ana girişte iki şahane yapı var ve bunlardan birinde de yine çok ilginç bir kule var. Parkın içindeki yapılan çoğu canlı renklerde seramik parçalardan yapılmış. Girişteki merdivenlerden yukarı kadar çıktığınızda büyük bir meydana varıyorsunuz. Buradan inanılmaz bir Barcelona manzarası görüyorsunuz. Parkın dizaynı Gaudi’nin doğa severliğini anlamak için yeterli.

12019878_10153005426952191_1272624349956269507_n 12027758_10153005414502191_6244680171698714821_n

Park Guell, Barcelona - Spain

Üçüncü gününüzü Camp Nou turuna ve flemenko gecesine ayırabilirsiniz. Camp Nou Barselona’nın muhteşem stadı. Stat aslında çok yeni değil ama Katalanca’da anlamı Yeni Stad’dır. La Liga takipçilerinin uğramadan geçmediği stat Katalonya’nın en fazla ziyaret edilen yapılarından. Ama açık söylemek isterim ki futbola ilginiz yoksa içeri girmenize gerek yok. Giriş ücretleri 23 Euro ve yaklaşık 2 saat kadar sürüyor gezmeniz. Taraftar mağazası da var, hediye almak için ideal.

Biz buradan çıkıp kendimizi yine Barceloneta plajına attık. Biraz yüzdükten sonra Plaça Reial’de Sangria içip güne devam ettik. Plaça Reial La Rambla’nın iniş yönünde sol tarafında palmiyeli bir meydan. Etrafında barlar ve restoranlar var.

IMG_20150925_230508

Yine Palaça Reil’de bulunan Tarantas isimli mekanda flemenko gösterisi izleyebilirsiniz. Flemenko gösterisi tur programlarında oldukça yüksek fiyatlı sunuluyor. Ama bizim gibi kendi turunun kaderini kendileri belirleyenler için 10 euro gibi bir ücretle izleyebileceğiniz hale geliyor. İlki 20.30da başlamak üzere, saat başı seans var. biz ilk seansa girdik. Kapıda kuyruğa girmek durumunda kalıyorsun, koltuk numarası gibi bir şey yok, önce gelen ilk yeri kapıyor.

 

Son_de_Tac_n_Tarantos

 

Bizim otelimiz Passeig de Gracia’daydı. Catalunya meydanına, La Rambla’ya ve dolayısyla her yere yürüme mesafesindeydik. Gidecekseniz sie de kesinlikle tavsiye edeceğimiz bir destinasyon burası. Yine benzetme yapmak gerekirse bizim Nişantaşımız gibi bir havası var. Her yerde Desiguel mağazaları karşınıza çıkıyor ve tax free sizi mutlu ediyor.

Biz 4 gece kaldık Barselona’da ve bu süre açıkçası yetmiyor. Son gün Sitges’e gider Dali’nin köyünü görürüz diye heves ediyorduk ama her gün ortalama 30 bin adım yürüdük ve tam anlamıyla canımız çıktığı için son günümüzü hediyelik ve market alışverişlerimize ayırdık. Görüp girmeyi ertelediğimiz bir iki müzeyi gezdik. Bol bol keyif yaptık. Yine gidemediğimiz, göremediğimiz bir yer olan Poble Espanyol yani İspanyol köyüne ve ünlü lunaparklı Tibidabo tepesine gitmenizi tavsiye ederiz. Hatta naçizane bir tavsiye olarak rahat rahat gezmek istiyorsanız Barcelona’ya bir haftanızı ayırmanız çok iyi olur.

Bu haftasonu için bir planınız yoksa Barselona Barselona’yı izleyerek hevesinizi katlayabilirsiniz.

Ahu Ayaşlılar NEKİZ