gezenayaklar-ust-banner-

İstanbul Moda Akademisi lisans ve yüksek lisans mezunları geçtiğimiz hafta  sektöre ilk adımlarını atmanın heyecanını  New Gen Karma defilesi ile yaşadılar. Açıkçası defilenin yeni mezun tasarımcıların koleksiyonlarından oluştuğunu duyduğumda beklentimi yüksek tutmadım.

Defile öncesi de tasarımcılarla ufak bir röportaj yapmak istediğimden biraz erken gittim. Kulis heyecanını, hazırlıkları gözlemlemek son derece keyifliydi. Bu fotoda erkek mankenlerin makyaj konseptleri işaretlenmiş. 🙂DSC_2353


DSC_2356-01

 

Koleksiyonların askıda bile göz kamaştırıyor olması açıkçası şaşırttı beni. Podyumda salınmaya başlayan mankenlerin üzerinde görünce ise nefesim kesildi. Beklentimin çok çok üstünde sıradışı bir görsel şölenle karşılaştım. Nefisti, tüm tasarımcıların emeğine, hayal gücüne ve hayallerinin peşinden gidişlerine hayran kaldım. DSC_2371-01İstanbulModaAkademisiNEWGENDefilesi2015-16-683x102414488720851gg_istanbul-moda-akademisi

New Gen Karma defilesinde İMA 2014-15 “Moda Tasarımı Programı” mezunları arasından ön jüri değerlendirmesi sonucu seçilen 9 genç tasarımcı Nazlı Tamer, Seçkin Piriler, Saadet Yüksel, İris Süloş, Sezgi Tüzel, Mariya Ryadchenko, Şebnem Günay, Ceren Burunsuz ve Merve Derya’nın 54 tasarımı,  Koza Genç Moda Tasarımcıları finalistlerinden Ayşegül Baydemir, Bihter Tırpan ve Gökhan Yavaş’ın tamamladıkları İMA “Moda Tasarımı ve Yönetimi Lisansüstü Diploma Programı” eğitiminin ardından hazırladıkları koleksiyonlarından 18 tasarımı sergilendi. Hepsi birbirinden özgün, hepsi birbirinden etkileyiciydi.İstanbulModaAkademisiNEWGENDefilesi2015-13-1024x682

Defile öncesi heyecanı ile 3 tasarımcı ile ayaküstü sohbet edebilme imkanı buldum.Koleksiyonu hazırlarken nelerden esinlendiklerini, ne kadar zamanda hazırlandıklarını merak ettiğim her şeyi sordum.

Bihter Tırpan;

Çok küçük yaşlardan beri bu hayali besleyen Bihter; Koleksiyonunun adını Amerikalı sanatçı Romare Garden’den esinlendiği için ROMARE koymuş. Ekim ayından bu yana yaklaşık 1 yıldan fazla bir dönemde hazırlanış koleksiyonu. Ama asıl dikişlerin başladığı dönem İlkbahar başlangıcı diyor Bihter.  Bu sürecin İMA çatısı altında olmasının kendilerine büyük avantajlar sağladığını; bu avantajların; IMA’nın kendilerini değerli eğitmenlerle buluşturması, yurt içinde okurken de yurtdışında uluslararası organizasyonlarda üyelikleri olan kurumlarla tanışma ve onların değerlendirmelerinden geçmelerinin büyük bir motivasyon ve özgüven verdiğini söylüyor. Kendisi Koza finalisti olarak IMA’da yüksek lisans programına hak kazananlardan birisi.

İleriye dönük planlarının başında kendi markasını oluşturmak var. Hatta adımını atmış ve üretime başlayacakmış. Neyi daha iyi üretebilirim, neyi geliştirebilirimi araştırıp ticarete atılmayı planlıyor.

Küçük yaşlarda başlayan hayalinin peşinden gitmiş, hayaline inanmış ve başarmış genç bir kadınla yaptığım bu sohbet sırasında ilk defilesinin heyecanı gözlerinden okunuyordu. Üniversite yıllarında Sinemaya yönelmiş, “ama orada bile kostüm işi ile uğraştım” diyor. Ailesinden gördüğü büyük desteğin kendisi için çok önemli olduğunu da vurguluyordu. Sohbet sonrası defilede sergilenen koleksiyon ise inancının sonucunun ne kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor. Yolun açık olsun, başarılarla dolsun. 

Ayşegül Baydemir;

Koleksiyonun adı Less;  Unısex bir koleksiyon. İsmi nasıl seçtiğini sorduğumda, kadının kadınsı özelliklerini almadan, erkeğin de erkeksi özelliklerini almadan her iki cinsiyeti de yok etmeden onların en less olan kısımlarını alarak yeni bir silüet çağrıştırmak istediğini söyledi.

Yaklaşık 1 yıl sürmüş koleksiyon hazırlıkları. Koza finalisti olarak IMA’da yüksek lisans programına katıldığı için bunun kendisine bir güç sağladığını söylüyor. IMA’nın A’dan Z’ye koleksiyon hazırlama aşamasında alt yapısı çok zengin bir okul olduğunu, gerek atölyeleri, gerek makineleri olarak hem teknik, hem iletişim açısından çok fazla faydasını gördüğünden bahsediyor uzun uzun.

Yeni dönem tasarımcıların neden sıradışı olduğunu, koleksiyonları için nerden esinlendiklerini sorduğumda ise; modacıların bir tasarımcı olarak kendisini inovasyon, hayalgücü anlamında kanıtlayabileceği tek yerin podyum olmasından dolayı, olabildiğince cesur olmaları gerektiğini savunuyor. Esinlendikleri yerlerin de sadece filmler, savaşlar, sokaklar olmadığını, kişi olarak kendisini en çok etkileyen konsept ya da konuyu seçip kendi tarzında onu nasıl izleyiciye aktarabileceğini yaratıp, onu sunmayı doğru bulduğunu söyledi. Beğendiği tasarımcılar olarak Japon Tasarımcıları ve Belçikalı tasarımcıları sayıyor. Nedeni ise giysiyi sanat objesi olarak  yargılayan tasarımcılar olmasıymış. Yaratıcılığına, id
eallerine ve çizdiği yola hayran oldum Ayşegül Baydemir’in. Yolun açık olsun…14488726481448659309_stanbulModaAkademisiNEWGENDefilesi2015__9_

İris Süloş

Koleksiyonun ismi HUNTER, ismin çıkış noktası; Wes Anderson’ın Amazing Mr. Fox filmi. Aslında Wes Anderson’ın filmleri sürreal, kendisi de surreal bir koleksiyon yapmak istediği için de kendini de eşleştirmiş. Av teması düşünmüş. Çok daha maskulen olması gerekirken bu temayı Pembe ve çizgiler kullanarak eğlenceli hale getirmiş. Kıyafetleri insanlar değil de hayvanlar giyiyor gibi üzerlerinde protesto anlamı içeren kelimeler kullanmış. Her gün işten döndükten sonra akşamları evde kaayınvalidesi ve aile ortamında dikilmiş kıyafetler. Bol ve salaş kalıplar kullanmış. Sabancı Üniversitesi Sanat mezunuymuş. Okuldan sonra işe başlamış. İMA ile birlikte hem işine devam edip, hem yaratıp, tasarlayıp, hem de üretimini yapabilmiş. Yaratıcılığından en çok etkilendiği isim ise Celine’in kreatif direktörü Phoebe Philo. Onun çizgilerini kendi tarzına da yakın buluyormuş. 

Bundan sonrası için tasarım atölyesi açmak istiyor İris. “Şu an işin business kısmını öğreniyorum.ileride sadece kıyafet tasarımlarının değil, tablo, gibi bir çok sanat dalının da yer alacağı bir tasarım atölyesi açmak istiyorum. ” diyor. Yolun açık olsun, şansla dolsun. Ekran Alıntısı

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.